Ana Sayfa Köşe Yazıları 26.10.2018 96 Görüntüleme

Müzisyen olmak çok zor!

Neden müzisyenler, yeni kurmuş oldukları grupların şarkılarını tanıtma esnasında “bedel” talep etmeden sahne almayı kabul ediyorlar? Mekanların bazıları 1 – 2 bardak alkol karşılığında, o yeni grup kuran müzisyenleri sahne almaları için nasıl kolay bir şekilde ikna edebilmekteler? O gece yaptığı performansıyla mekan sahibine para kazandıran insanlarla %1’i oranındaki bir kazancı paylaşmama konusundaki pazarlığını nasıl yapabilmekteler? Mekanları işleten yöneticilerin, müzisyenlerin bahsedilen bu zaafiyetinden faydalanması sizce etik mi?

‘’Organizatör’’ kimliği kullanan bazı kişiler, bu genç ve yeni müzisyenleri belirli bir miktarda bilet satışı yapma karşılığında X bir mekan içerisinde sahneye çıkartabileceklerini söylüyorlar. Bilet satışları organizatörün belirlediği miktarın üstüne çıkarsa ufak bir miktar ödeme yapabilecekleri konusunda konuşarak, dar ve ufak sahnelerde, çok kötü ekipmanlar kullandırarak, hiç bir şekilde saygı göstermeden bu müzisyenleri sahneye çıkartıyorlar. Sahneye çıkan bu genç müzisyenler o gece satışı yapılan bileti mi düşünmeliler; yoksa o gece sürdürdükleri sahne performansını mı düşünseler daha iyi olur? Sizce mekan işletmecilerinin ‘’Organizatör’’ ismini kullanarak iş yapan bu insanları beslemeyi sürdürerek arka planda kalmaya çalışması etik mi peki?

Üzülerek söylüyorum ki benim sevdiğim ve çok beğendiğim mekanlarda bile ücretlerin ödenmesi konusunda çok ciddi sorunlar var. İsminiz veya grubunuz tanınır bir hale gelmediyse alacağınız ücrette sizin popülaritenize oranla değişiklikler göstermekte. İş aslında müzikten ve sanattan çıkıp adeta bir çıkar ilişkisine dönüşebiliyor. Burada da şarkılarınızın aslında büyük bir kesim tarafından biliniyor olmasının, sizin aslında bir gelecek vaat etmenizin kesinlikle önemi kalmamış oluyor.. En az 10 tane şarkı için harcanmış olan emek, yapılmış olan büyük masraflar (kayıt ücretleri, provaların ücreti, ekipmanların ücretleri, ekipmanları bakım ve onarımı için harcanan ücretler), harcanan zaman gibi çeşitli faktörler kesinlikle mekan sahiplerinin umurunda olmuyor. Almış olduğunuz para, satışı gerçekleştirilen bilet sayısı ve popülaritenize bakarak farklılık gösteriyor. Aslında tabiiki de mekan sahibi yaştığı işin ticari boyutunu da detaylı bir şekilde düşünmeli; ama orada sahneye çıkarak büyük bir emek harcayan, hayalleri bulunan insanların onuru ile birlikte emeğine de hiç bir şekilde göz dikmemeli, karşılığını en iyi şekilde vermeli.

Sadece o mekana yeniden çıkabilmek ve sahne aldığı mekana dinleyici çekebilmek amacıyla kendi yaptığı şarkılarını çalma konusunda çekinen, kaygı duyan ve trend olmuş durumdaki cover şarkıları, trend olan tarzları çalmaya mecbur edilmiş olan müzisyenlerin getirildiği bu son noktanın nedeni müzisyenlerin suçumudur? yoksa mekanların işletmecilerinin yarattığı ticari kaosun yanı sıra duydukları kaygılar mı?

Müzisyenleri mekan sahipleri ile dinleyicilerin gözlerinde ‘’kralın önünde bulunan soytarı’’ şeklindeki olguyu kimler oluşturmuştur? ‘’Bizler buraya eğlenmek geldik’’ ifadelerini kullanan insanların beklentisi için ‘’Tabii ki, dinleyiciler çok haklı’’ şeklinde cevap veren mekanların sahipleri, kazanacağı 5 – 10 liranın, satmış olduğu biranın peşinde bulunması da saygısızlık değil midir?

Daha çok yerde sahneye çıkmak, festivaller ile birlikte bahar şenliklerinde sahneye çıkabilmek, yapmış olduğu işin karşılığını tamamıyla almak ve yaşamını müzikle geçindirmekte olan insanlara ‘’referans’’ ismini kullanarak ‘’albüm yapmayı mecbur kılma” şeklinde bir algı oluşturmuş olan zihniyete ne demek gerekir? Bir müzisyenin çok daha kaliteli yerlerde, çok daha iyi sahnelere çıkarak daha kaliteli ekipmanlarla eserlerini paylaşabilmesi amacıyla albüm şartı koşulmuş olan bir ortam içerisinde hangi müzikten söz edilebilir? Bir tane albümün kayıt altına alınma aşamalarının maddi ve manevi açıdan ne kadar zor olduğunu, harcama yapılan ücretle birlikte emeklerin tan karşılığını hangi mekanlar, ne kadarlık bir zaman içerisinde geri kazandırabilir? Veyahut daha da kötü bir durumdan söz edeyim. Bu iş için devasal boyuta sahip ödemeler yapabilecek kadar gücü bulunmayan müzisyenlerin sonunu hazırlanış olan sistemin savunucuları, kendi günahlarını tam olarak nasıl affettirebilir?

Yarışmaların ortaya çıkma sebepleri, müzisyenlere tam olarak neyi ifade etmekte? Bu yönden hiç düşünmüş müydünüz? Daha fazla tanınır hale gelmek, çok daha iyi mekanlar içerisinde sahne almak, yapmış olduğu eserlerini tercih ettiği hedef kitlesine ulaştırabilmek. Bu tür yarışmalardandan faydalanan mekanlarla firmaların varlığı için yarışmalar tam olarak ne ifade etmekte? Arkasını sponsorluk anlaşmasına dayayıp kâr politikası üzerinden prim sağlayan mekan sahiplerini sorguladınız mı peki hiç? Haftalar hatta aylar boyunca devam eden organizasyonlarla gerçekleştirilen reklam faaliyetleri sayesinde satılı yapılan ürünlerden ne kadar kâr edildiğini sorguladınız mı hiç? Bu kazanılmış olan kârların kaçta kaçlık kısmı, hangi vaatler sunularak müzisyenlerle paylaşıldı bu konuda bir bilginiz var mı? Hatta düzenlenen bazı yarışmalar içerisinde yazılı, kanuni olarak sınırları tamamen çizilmiş sözleşmeler sayesinde müzisyenlerle birlikte eserlerini kendine bağlamakta olan oluşumların bulunduğundan haberiniz var mı?
Üstte yazdıklarımı daha da arttırabilirim. Ana kalkıpta burda kimseye ajitasyon yapmak gibi bir derdimiz bulunmuyor.

Müzisyenler ve hatta bütün sanatçılar kendi eserlerini üst kısımda saydığım maddelere takılmadan, özgür bir şekilde paylaşabilmelidir. Kaç müzisyenin bu sistem uğruna kendi benliğinden vazgeçmiş olduğunu, kaybolup gitmiş olduğunu da saymaya kalkarsak haftalar boyunca sürme ihtimali var.

Şu anda yaşamını yalnızca müzisyen olarak sürdürmeyi isteyen ve aslında fazla büyük zenginlik hayalleri olmayan gerçekten çok büyük bir kitle mevcut. Ayrıca bu insanlar hiçbir şekilde kariyer hedefleri olmadan, alakasız meslekleri icra etmekteler. Tek bir dertleri tünelde bir tane müzik dükkanın vitrin kısmında görmüş olduğu gitarı almak, kaliteli bir distorsion pedalına sahip olabilmek, çok iyi bir zil setini davulunun üzerine eklemek olan insanlardır. Ses Kayıt veyahut Prova Stüdyolarının hangi saatlerde dolu olduğunu arayıp sorun. Hafta içinde gündüz yalnızca liseli müzisyenler oluştururken; saat 6’yı geçtikten sonra işten çıkılarak oraya giden insanlarla dolmaktadır. Hafta içinde saat 6’yı geçtikten sonra, sırtına ekipmanını alarak koşa koşa provaya yetişmeye çalışan prk çok insan görebilirsiniz. Aslında durumlar böyleyken bu insanların müziği karşılıksız bile yapmak için razı olduklarını, müzisyen olabilmek ve yaşamını bu şekilde devam ettirebilmek amacıyla çeşitli fedakarlıklar yapmış olduklarına da şahit olabilirsiniz; ve çok üzücüdür ki bu durumun farkına varamayan zihinlerin körelmiş hale gelen ruhları, duyarsızlıkları ve para kazanma konusundaki egolarının fazlasıyla korkutucu boyuta gelmiş olması ayrı sorundur. Bu yazıyı okuyup bitirdiğiniz zaman en yakınınızda olan insana ‘’Müzik aslında çok iyidir. Yapma demeyeceğim, hobi olarakta olda yine de yap’’ şeklinde bir espri yapın. Gerçekten de çok komik bir espri olacaktır…!

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Deşifre Haber